
Türk futbolunun iki çınarı Galatasaray ve Fenerbahçe, yaz transfer döneminde kesenin ağzını sonuna kadar açtı.
Şampiyonlar Ligi'nde adından söz ettirmek için büyük yatırımlar yapıldı, ikisi de dev bir hayal kırıklığı yarattı.
Osimhen, Sane, Torreira ve İlkay gibi yıldızlarla donanımlı iskelet kadrosunu koruyan Aslan, transferde bonservis bedeli olarak toplam 78 milyon Euro harcadı. Portekiz Milli Takım oyuncusu Rafael Leao'ya 38 milyon Euro verildi. Aslan, ilk maçta Sporting'e 3-1 yenildi, ikinci sınavında Barcelona'ya 4-1 boyun eğdi. Kalesinde 7 gol görürken 0 puanla 36 takım arasında 35. sırada kaldı. Kadrosunu yenileyen Fenerbahçe ise kasasından 87 milyon Euro çıkardı. Sadece Greenwood- Vedat Muriqi ikilisine 54 milyon Euro harcadı. Evinde Roma ile 1-1 berabere kaldığı ilk maçtan sonra İngiltere'de Aston Villa'dan (6-0) yarım düzine gol yedi. Taraftarlarına 34 yıl sonra tarihi bir hezimet yaşattı. İki takımın ortaya çıkan tablosu büyük skandala dönüştü. Toplam 165 milyon Euro'luk (Yaklaşık 9 milyar TL) yatırımın karşılığı; 0 galibiyet, yenilen 14 gol ve 1 puan…
Kâğıt üzerinde güçlü görünen kadrolar, Devler Ligi'nin yüksek temposu ve hata affetmeyen rekabeti karşısında beklenen etkiyi yaratamadı. Savunmada verilen açıklar, yenilen goller ve kaybedilen puanlar, transferde harcanan paraların tek başına başarı getirmediğini bir kez daha ortaya koydu.
BİR SABAH FK KADAR MAÇ KAZANAMADILAR
Şampiyonlar Ligi'nde boy gösteren Azerbaycan takımı SABAH FK, toplam 19 milyon Euro'luk kadro değeriyle G.Saray ve F.Bahçe'nin yapamadığını başardı. Mütevazı bütçesiyle Slavia Prag'ı 2-0 yenerek ilk galibiyetini alan Azeri ekibi, 3 puanla 22. sırada bulunuyor. Savaşın yıkıcı etkisi altında kalan, evindeki maçlarını Londra'daki Stamford Bridge Stadı'nda oynayan Arda Turan'ın çalıştırdığı Shakhtar Donetsk ise topladığı 4 puanla 11. sıraya sıçradı. Taraftarın beklentisi açık; isimlerin değil, takımın konuşulduğu; milyonların değil, futbolun kazandığı bir Avrupa performansı...
Okan Buruk hedefte!
Okan Buruk, 4 şampiyonluk yaşadı ama Avrupa Kupaları'nda başarı yakalayamadı. Aslan'ın üst turu kalan maçlara bağlı.
İsmail Kartal yolcu mu!
İsmail Kartal yönetimindeki F.Bahçe, bu sezon 3. yenilgisini yaşadı. Koltuğu sallantıda olan Kartal'ın kaderini G.Saray derbisi belirleyecek.
DETAY:
MURAT ÖZBOSTAN
Mesele basit: Futbol aklı yok
G.Saray'ın Barcelona karşısında 4-1'lik yenilgisi, F.Bahçe'nin Aston Villa deplasmanında yaşadığı 6-0'lık hezimet… İki büyük kulüp, büyük hedeflerle çıktıkları Avrupa sahnesinde ağır darbeler alıyor. Skorlar farklı, rakipler güçlü ama ortaya çıkan tablo aynı: 'BÜYÜK TRANSFERLER, BÜYÜK BÜTÇELER VE BÜYÜK VAATLER VAR; peki ya futbol aklı nerede? Her sezon yeni bir heyecan, yeni bir kadro, yeni bir şampiyonluk hikâyesi. Ancak Avrupa sahnesine çıkıldığında bütün bu ihtişamın arkasındaki eksikler birer birer ortaya dökülüyor. Savunma dağılıyor, takım boyu uzuyor, geçişlerde boşluklar veriliyor, top kayıpları pahalıya patlıyor. Bir anda yıldızlardan kurulu takım, birbirinden kopuk oyuncular topluluğuna dönüşüyor. Peki, sorun ne? Elbette ekonomik güç farkı var. Avrupa'nın büyük ligleri daha fazla gelir elde ediyor, daha yüksek tempoda oynuyor ve daha güçlü futbol altyapılarına sahip. Fakat her başarısızlığı bütçe farkına bağlamak, asıl sorunu görmezden gelmektir. Çünkü futbol yalnızca parayla kazanılsaydı, sahaya çıkan en pahalı kadronun her zaman kazanması gerekirdi.
Oysa futbol, isimlerden önce organizasyon; yetenekten önce doğru planlama; transferden önce bir oyun aklı ister. Norveç temsilcisi Viking'in, Bayern Münih karşısında ortaya koyduğu mücadele, tam da bu noktada düşünmeye değer. Bütçesi devlerle kıyaslanamayacak bir takım, doğru yerleşim, cesur geçişler ve kararlı bir oyun anlayışıyla rakibine zor anlar yaşatabiliyorsa burada yalnızca bütçeyi konuşamayız. Asıl soru şudur: Sahaya çıktığında ne yapmak istediğini bilen bir takım mısın, yoksa iyi oyuncuların bireysel becerilerine güvenen bir topluluk mu? Transfer, bir futbol projesinin başlangıcı değil, o projenin parçalarından biridir. Kulübün oyun kimliği yoksa yıldız transferi günü kurtarabilir ama geleceği inşa edemez. Savunma prensipleri oturmamışsa en iyi hücumcular bile takımın bütün eksiklerini kapatamaz. Genç oyunculara güvenilmiyor, doğru bir kadro planlaması yapılmıyor ve sportif başarı kişilerin anlık kararlarına bırakılıyorsa milyonlarca Euro harcamak tek başına çözüm değildir. Galatasaray ve Fenerbahçe'nin Avrupa'da yaşadığı ağır yenilgiler, tek başına bütün sezonun hükmü sayılamaz. Güçlü rakiplere karşı kaybetmek futbolun doğasında vardır. Ancak aynı yapısal sorunlar tekrar tekrar ortaya çıkıyorsa artık yalnızca skoru değil, o skora götüren SISTEMI sorgulamak gerekir. Türk futbolunun ihtiyacı, daha fazla yıldızın peşinden koşmak değil; yıldızları doğru bir takımın içinde oynatabilmektir. Transfer bütçesi kadar teknik planlamaya, manşetler kadar altyapıya, günü kurtaran sonuçlar kadar uzun vadeli gelişime yatırım yapılmalıdır. Artık şu gerçeği kabul etmeliyiz: Pahalı kadro kurmak başarı hedefidir; iyi takım kurmak ise bir futbol aklı meselesidir. Bizim eksiğimiz çoğu zaman yıldız değil, o yıldızları bir takım hâline getirecek sistemdir.
superFB mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
- Marco Asensio rest çekti!
- İsmail Kartal'a tepki: "Farkında bile değil!"
- Fenerbahçe Tarfin'den rekorla galibiyet!
- Fenerbahçe'de olay yaratan kare: Asensio
- Fenerbahçe'den ocak operasyonu: Listede 5 yıldız var!
- Fenerbahçe'de acı istatistik: Sadece Inter geride kaldı!
- Devler Ligi'nde haftanın 11'i: Fenerbahçe detayı




