Bitti kalem doldu defter, efsaneler ölmez Lefter!
Tam 10 yıl önce bugün Türk futbolunun "ordinaryüs"ü, centilmen sporcu, örnek insan Lefter Küçükandonyadis, 87 yaşında hayata veda etti.
news_image

Tam 10 yıl önce bugün, 13 Ocak 2012'de Türk futbolunun "ordinaryüs"ü, centilmen sporcu, örnek insan Lefter Küçükandonyadis, 87 yaşında hayata veda etti. Rum asıllı Lefter’in ailesi 20. yüzyıl başlarında Arnavutluk’tan Büyükada’ya göçetmişti; geçimlerini denizden kazanıyorlardı. "Babam yoksul bir balıkçı olmasına beslenmemize özen gösterir, eve bol balık ve zaten fazla satılmayan deniz ürünlerinden getirirdi. Bugün kime söylesen inanmaz. Bir zamanlar Adalar’da mecburiyetten ha bire ıstakoz yenirdi. Bu yüzden çocukluğumdan beri güçlü bir bünyem vardır” diye anlatıyordu çocukluk yıllarını. Yıllarca Beyoğluspor'un kaptanlığını yapan abisinin itirazlarına rağmen, sabahtan akşama gizli gizli top peşinde koşarak geçmişti bu yıllar. 15 yaşında Adalar Futbol Kulübü'nün A takımına girecek, ünü kısa zamanda futbol çevrelerinde yayılacaktı. 17 yaşındayken İstanbullu Ermenilerin takımı Taksim Kulübü 1941-42 sezonunda onu transfer edecek, yaşını büyütüp iki sezon boyunca formasını giydirecekti.

1943’te askere giden Lefter, dönüşünde Beşiktaş dahil tüm büyük takımların peşinde olduğu oyuncuydu. Dönemin Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Şükrü Saracoğlu, ona taleplerini sorduğunda sadece babasının 200 lira tutan ilaçlarını istemişti. Babasının bütün tedavisini üstlenen Fenerbahçe’ye o da bir söz vermişti: "Bundan sonra sadece Fenerbahçe için yaşayacağım". Efsane böyle başlamıştı! 1951’de kulübüne para kazandırarak (40 bin lira) yurtdışına transfer olan ilk Türk futbolcusu olan Lefter, geri döndüğü 1953-54 sezonunda 5 kişiyi birden çalımladıktan sonra attığı golle “Ordinaryüs” lakabını, arka arkaya golleri nedeniyle “Ver Lefter’e, yazsın deftere” sloganını futbol tarihine yazdırmıştı. Yunanistan’ın, millî takımda oynama teklifini geri çeviren Lefter, A Millî Takım formasını ilk kez Yunanistan Millî Takımı’na karşı 23 Nisan 1948’de Atina’da yapılan maçta giymişti. 50 millî maça ulaşarak ilk altın madalyayı kazanan kişi olmak, millî formayı en uzun süre taşıyan kişi olmak ve attığı 22 gol ile 35 yıl boyunca Millî Takım’ın en fazla gol atan futbolcusu unvanını taşımak da ona nasip olacaktı.

Ülkesinin ona teşekkürü ise ne yazık ki çok acı olmuştu. 6-7 Eylül’de Büyükada’daki evi basılıp, “Vurun şu gâvura” diye taşlanırken, takım arkadaşı Şükrü Ersoy ve onu seven Fenerbahçeliler hemen motorlara binip evinin önüne barikat kurmuşlardı kurmasına ama evindeki kızı ve eşinin korkusunu unutması zor olmuştu. Evine saldıranları isim isim tanımasına rağmen, birini bile ihbar etmemişti. Hayatının sonuna dek de çok sevdiği Büyükada’da yaşamayı sürdürmüştü.

Kaynak: #tarih Dergisi



superFB mobil uygulamasıyla spor haberlerine herkesten önce ulaşmak için tıklayın
  • sfbyorum baloncuk_sol 0
Yorum Yaz
Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

uyeol uyegirisi
Mobil



TÜMÜ