Kimse Jorge Jesus'a bulaşamaz, CR7 bile!

Başbakan aradı, federason başkanı aradı, global spor medyası bu işin peşine düştü ama Jorge Jesus, verdiği karardan bir adım bile geri atmadı.

Artık kaçınılmaz göründüğü üzere Jorge Jesus, esas olarak Cristiano Ronaldo'nun Portekiz kariyerini sona erdiren adam olarak hatırlanacaksa bu, iki ayrı açıdan haksızlık olacak.

Öncelikle, bu hafta yaşanan olayların sorumluluğunu doğrudan Portekiz Teknik Direktörü'ne yükleyen kesin bir neden - sonuç ilişkisi yok. Jesus, pazar günü Portekiz'in Norveç'i 2-1 yendiği maçta 41 yaşındaki Ronaldo'yu yedek kulübesinde bırakarak, ardından da bu kararından dolayı alttan almayı reddederek yıldız futbolcuyu öfkelendirdi.

Ancak Ronaldo'nun üç gün sonra Kopenhag'daki kampı terk etmesi, kendi kendini yakmanın ders kitaplarına girecek bir örneğiydi; kendi tercihiyle kendisini mağdur konumuna yerleştirme girişimiydi. Belki bir noktada Jesus'un Ronaldo'yu gemiden atmayı planladığı ortaya çıkacak. Yine de Ronaldo, kendi egosunun iradesiyle atladı.

ÜÇ KITADA ŞAMPİYON BİRİ

Bir de Jesus'un etkileyici kariyeri var. Bu kariyer, Ronaldo'nun somurtkan yüzünü gösteren devasa bir GIF'in altında görünmez hâle gelmeyi hak etmiyor. Temmuz ayında Portekiz'in başına geçen Jesus, büyük ölçüde başarılarını dünya futbolunun genel ilgi alanının kıyısında kazandığı için, son 20 yılın en az takdir edilen teknik direktörü olabilir. Üç kıtada lig şampiyonluğu ve bir de Libertadores Kupası kazanmış bir teknik adam, Ronaldo'nun hikâyesinde bir karikatüre indirgenmeyi hak etmiyor.




Bu sözler, Jesus'un bir yönünü ortaya koyuyordu: İçinden gelen özgüveni. Aynı gün, ilk antrenmanda oyuncuları başka bir yönüyle tanıştı. Jesus, öğleden sonra güneşinin altında onlara tur attırdı. Bir süre sonra, genellikle su şişelerini aldıkları soğutucu kutunun yerinde olmadığını fark ettiler. Birkaç oyuncu doğrudan soyunma odasına yönelince Jesus, onlara küfürler savurdu. Verdiği mesaj neydi? Ne zaman su içebileceklerine yalnızca o karar verecekti. Her şeye yalnızca o karar verecekti.

"DÜNYANIN EN İYİ TEKNİK DİREKTÖRÜYÜM"

Jesus, 2014'te Sol gazetesine verdiği röportajda, "Bir kulübün içinde bana emir veren tek bir kişi vardır: Başkan" dedi. "Başka hiç kimse. Buna izin vermem."

Benfica, Jesus'un ilk sezonunda beş yıl aradan sonra ilk lig şampiyonluğunu kazandı. Jesus 2015'te ayrıldığında takım, iki lig şampiyonluğu daha, bir Portekiz Kupası ve beş Lig Kupası kazanmıştı. Bu başarı, Jesus'u kulübün simgelerinden biri hâline getirdi ve özgüvenini daha da pekiştirdi.

Aynı Sol röportajında, "Dünyanın en iyi teknik direktörü olduğumu düşünüyorum" dedi. Bu söz, genel tavrıyla hiç de çelişmiyordu.

Jesus'un ilgi çekici yönlerinden biri, kendisini ne ölçüde kendi başına yetiştirmiş olması. Kendisini hiçbir zaman belirli bir teknik direktörlük geleneğinin içinde konumlandırmadı. Fikirlerinin kendi içinden geldiğini söylemeyi seviyor ve kendisini sık sık bir ressama benzetiyor.

"OKUMAZ, KALBİNİN MANTIĞINI İZLER"

2020'de Fox Sports Brasil'e verdiği röportajda, "Bazıları yalnızca başkalarının yaptıklarını kopyalar" dedi. "Tanrı bana bir yaratıcı olma fırsatı verdi."

Bu, kendisini yücelten bir böbürlenme gibi gelebilir. Ancak onu tanıyanlar, bu sözlerde gerçeklik payı olduğunu söylüyor.

Benfica'da Jesus'la çalışan uzman Manuel Sergio, 2015'te Exame dergisine, "Hiç kimseyi incelemedi" dedi. "Okumaz. UEFA'nın teknik direktör toplantılarına gider ve hiçbir şey öğrenmediğini hisseder. Kalbinin mantığını izler."




Süperfb'ye devam... Süperfb Mobil Uygulamaları