Fenerbahçe Taraftar Sitesi
Haber metni fontunu küçültmek için tıklayın Haber metni fontunu büyültmek için tıklayın

"3 tane Ortega koyabiliyor muyuz?"


22 Mayıs 2009 Cuma * 22:29

Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, olağan genel kurul öncesi NTV'de "%100 Futbol" programında Rıdvan Dilmen ile Güntekin Onay'ın konuğu oldu

 
Fenerbahçe Kulübü Başkanı Aziz Yıldırım, olağan genel kurul öncesi NTV'de "%100 Futbol" programında Rıdvan Dilmen ile Güntekin Onay'ın konuğu oldu. Yıldırım, "Geçen sezon 1-1,5 yıl süreyle futbol takımından uzak durdum. Ondan önceki dönemlerde daha çok beraberdim. Bunu yeni dönemde de yapacağım" dedi.

Başkan Yıldırım ilk olarak 1998 yılında göreve geldiğini belirterek, ""Ben 1998, 15 Şubat'ında aday oldum ve o gün seçildim. Onunla beraber Fenerbahçe bir vizyon koydu ortaya ve bütün seçim öncesi vaatlerim vardı. Neler yapmam gerektiğini anlattım o zaman ve onların hepsini yerine getirdim. Daha sonraki dönemlerde Fenerbahçe'nin altyapısını ve ekonomik tesis anlamında daha büyümesi gerektiğini ve bunların sonucunda da sportif başarıların daha rahat gelebileceğine inandığım için bu tip yatırımları arkadaşlarımla beraber yaptım. Yani burada her yapılan, Aziz Yıldırım bir ise, bir de yönetimindir, böyle bakmak lazım ama önde ben başkan olarak gözüktüğüm için hep benim ismim geçiyor. Orada hem cefakar hem de emekçi emek veren yönetim kurulundaki arkadaşlarımız var. Onlara buradan teşekkür ederim. Şimdi önümüzdeki bu dönemler içerisinde daha yatırımını yapmadığımız projeler var ve bu projeleri de ben açıkladım" diye konuştu.

"KAYNAK YARATMAK LAZIM"


Kulübün gelirlerini arttırmak için yeni kaynaklar yaratmanın gerektiğini ifade eden Yıldırım, "Bir tanesi basketbolla ilgili. Şimdi basketbolun erkeklerde baktığınız zaman Ülker ile beraber bir sponsor anlaşması ve birleştirme pozisyonuna girdik ve onunla beraber devam ediyoruz. 17 milyon dolar bütçesi var ve 5 yıllık anlaşması var. 2 yılı geçtik 3. yıldayız ve bundan sonra 2 yıl daha var. Fakat diyelim ki Ülker olmadı veya bir sponsor bulamadınız, o zaman ne olacak? Bu soru gündeme gelmesi lazım. Aynı soru kız basketbolda da var. Onlarda da bir sponsor henüz, tam onunla birleştirecek bir pozisyona gelmedik. O zaman bunlara bir kaynak yaratmak lazım. Bu kaynağı da yaratacak en önemli şey salondur. Bu salonu yaparsanız eğer o salon içerisine gelecek olan Fenerbahçe taraftarı, alacakları kombinelerle bu takımlara destek vereceklerdir. Onun yanında bu destekle, oradaki 12.500 kişilik olacak bu salonda insanların gelmesiyle bu spor daha motive olacak. O zaman sponsorlar buraya reklam, yani futbolda söylediğimiz kaynakları burada yaratmaya başlayacaksınız. Bunun için bu salonu muhakkak Fenerbahçe için vazgeçilmezlerden biri olduğu için bunun yapılmasını istiyorum ve bununla ilgili de Ülker ile yapmış olduğumuz anlaşma ve burada yapılacak iş merkezi, 58 dönüm bir arazi Ataşehir'de. Bunun üzerinde yapılacak kapalı salon artı iş merkezleri, oteller, ofis binaları ve bunlardan ileride hemen kapalı salonla ilgili gelirler Fenerbahçe'nin ama 15 yıl sonra diğer gelirlere de Fenerbahçe ortak olacak ve böyle projeyi gündeme getirdim, anlaşmalarını yaptım ve hayata geçirmeye başladık. Şimdi bu projenin muhakkak bitmesini arzu ediyorum. Çünkü Fenerbahçe'nin geleceğinde çok önemli, yani stat kadar önemli olacak proje. İkinci proje, yaşadıklarımızla gördüğümüz tecrübelerden sonra geldiğimiz bir nokta var, şu; futbol takımlarımız hepsi yani hiç farkı yok, Almanya'ya, Hollanda'ya gidiyoruz. Halbuki biz biliyoruz ki doktorlar da bunu söylüyorlar, bu işin uzmanları. Yani hazırlık dönemlerini yüksek yerlerde, rakımlı yerlerde yapacaksınız ki oksijen alacaksınız, oradaki çalışmalar daha etkili olacak. Biz gidiyoruz Almanya'ya, Hollanda'ya. Gittiğimiz yerlerde 3. ligden, amatör kümelerden takımlar buluyoruz ve o takımlarla maçlar yapıyoruz. Sahanın içerisine bakıyorsunuz herkes koşuyor, yani tam bir panayır havasında. Yani organizatörler para kazanıyor, sizler de yoruluyorsunuz, hiçbir işe yaramadan verimli olmuyor. Şimdi prensip olarak buradaki kurumsal yapıya uygun olarak diyoruz ki; bundan sonra bir kamp tesisi yapacağız, yerini aldık. Abant'tan biraz küçük, bir göl, 155 dönüm, etrafı orman. Buraya 99 odalı otel yapıyoruz. Bu otelde bütün takımlarımıza, yalnız futbol değil. 1 tane futbol sahası, çim normal ebatlarda futbol sahası yapıyoruz. Bunun yanında gölün etrafında atletlerin çalışabileceği bir koşu alanı yapıyoruz, kürekçiler zaten gölet, biraz daha büyütüyoruz, orada onları sağlıyoruz. İşte diğer sporcuların da kondüsyon anlamında çalışacakları bir tesis yapıyoruz.

Şimdi bundan sonra örnek futbol takımı gidip orada hazırlık çalışmalarını yaptıktan sonra Avrupa'ya gidecek, büyük turnuvalardan oynayacak o turnuvalardan dönecek. O zaman ya İstanbul'da ya da gerekiyorsa ihtiyacı varsa gidip yine orada yapacak. Bu amaçla da bunu yapıyoruz. Üçüncü proje Kenan Evren lisesinin olduğu yer. Biz şu andaki Kenan Evren lisesinin yerine yeni bir okul yaptık, Ağustos ayında bitiyor ve yeni öğretim yılı orada başlayacak. Bizde buraya daha önce planladığımız gibi ya iş merkezi, daha önce planladığımız gibi, ya da bir otel projesi. Onu da şunun için söylüyoruz; önümüzdeki dönemde o bölgenin yani bizim Dereağzı ve o bölgenin turizm alanlı bir bölge olarak açıklanma durumu var. Bu otelin burada daha cazip olacağını düşünüyoruz, bunun hesaplarını yapacağız. Ondan sonra bu projeyi de hayata geçireceğiz. Bunları yaptığınız zaman Fenerbahçe bütçelerine maddi anlamda ekonomik katkı yapacak, hem de sportif anlamda da katkı yapacağı için bu projelerin bitmesini arzu ediyorum, istiyorum. Bunun için de 3 yıl daha zaman istedim. 10+3'teki amaç da 10 yıllık yatırımı yaptık, evet 11 yıl başkanlık yaptım ama 1 yıl yatırım yapamadık. O yatırımlar başladıktan sonra 10 yıl, 3 yıl da böyle ilave isteyerek 13 yılda bu yatırımların hepsinin bitmesi amacıyla bu 3 yıllık dönemde de aday oldum. 2008 yılında Fenerbahçe'nin 21 milyon dolar bütçesi var. Bu bütçenin 13 milyon dolarını o zamanki yönetimin yaptığı anlaşmayla televizyonlardan kazanıyorduk 98'de. Yüzde 60'lara geliyoruz ama hep o zaman da söylenen bir şey vardı bizlerin de ifade ettiği, bütün gelirleri bölmek lazım. Çünkü bir tanesi kayıp olduğu zaman bütçe çökmesin diye. Şimdi eğer o dönemde bu bütçeyle gittiğin zaman yani televizyon yayınları kesildiği anda sizin bütçe birdenbire muazzam bir açık verebilir. Biz bütün gelirleri yüzde içerisinde baktığınız zaman 5 eşit parçaya bölmeye çalıştık. Bu 5 eşit parça sonunda da bir tanesinin eksikliğinde bütçe fazla zarar görmeden bütçeyi toparlama şansını yakalayalım diye çalışmalar yaptık. İşte forma reklamları, yeni oyuncular getirdik, iyi oyuncularla beraber bu sefer sponsorlar daha sıcak bakmaya başladı" şeklinde konuştu.



"BENİM SONUM OLMADI"


Aziz Yıldırım sözlerini şöyle sürdürdü:

"Hatta basında veya sizler de söylediniz şu oyuncuyu filan sponsor alıyor diye. Neden bunlar söylendi? Çünkü takımlar ve yapılan hadiseler sponsorlara cazip gelmeye başladı, oradan verdiklerinin karşılığını almaya başladılar. Bu dönemde forma reklamları, saha içi reklamları, stat hasılat gelirleri. Biz stat yaptık, kendimiz yaptık. 99'da Real Madrid'i getirdik hazırlık maçı oynamaya. İlk orada temeli attık ve dünyada belki ilk defa yapılabilecek, Fenerbahçe'nin büyüklüğü belki de biraz orada. Birini yıktık, kale arkasını yıktık yerine yenisini yaptık ama maçları oynadık. 2001'de Şampiyonlar Ligi maçı oynadık, karşıya Fenerbahçe bayraklarımızı çektik. Şunu söylediler; Aziz Yıldırım'ın sonu olacak ama benim sonum olmadı. Ben bugün eser yarattım, ama neden? Fenerbahçe kongre üyeleri buna inandılar. Bunun yapılmasını Fenerbahçe'yi nereye getireceğini anlattık, izah ettik orada sıfır puan çektik Şampiyonlar Ligi'nde hatırlıyorsunuz 2001'de ama biz bu tesisleri yaptıkça kongre üyeleri desteklediler. Onlar aklıselim olan insanlar Fenerbahçe'yi nereye götürdüğümüzü gördüler. Bu kadar yatırım yaptık, bugün stadın değeri 100 milyon dolar en az, böyle bir yatırım. Stadın bugünkü geliri 54 milyon dolar, yani resmi kayıtlardan söylüyoruz. 50 milyon dolar yıllık geliri var, iki sene transfer yapma, dedik ki 80 milyon dolar borçlarımız var. 80 milyon dolar bankaya borç ve tenkit ettikleri konu. Dedik ki 2 sene transfer yapmıyoruz ama herkes kombinelerini alıyor ve maça geliyor bu işi götüreceğiz dedik. Yani 2 senede biz bunu kapatırız ve bu stat ömür boyu kullanılır. En önemli mesele burada bence sayın başbakanın da bize verebiliriz, vereceğiz dediği bir sözü var; bu stadın tapusun Fenerbahçe'ye almak. Yani onu aldığınız zaman bilançolarınızda muazzam bir gelir kalemini ortaya koyacaksınız ve her zaman bankalara veya başka yerlere teminat göstereceğiniz objeniz olacak. Şimdi bu stattan dolayı iki yılda 100 milyon dolar geliriniz var. Demek ki yatırımları boşa yapmamışız. Nitekim iki oyuncu daha alabilirdim, yaptığım bu yatırımları da oyunculara verebilirdim ve belki iki sene daha şampiyon olurdum fazla. O zaman ne olacak? Bu yatırımlar olmayacaktı, Fenerbahçe'nin geleceğindeki bu gelir kalemlerinden eksik olmuş olacaktı ama bu dönemde 11 yıllık dönemde 4 defa şampiyon da olmuşuz. Bir defa şampiyon olsanız, tamam sportif başarı yok falan söyleyebilirsiniz ama 4 yıl şampiyon olmuşuz.

Fenerbahçe tarihinde 50 yıllık lig tarihinde 17 şampiyonluğu var. Bizden daha fazla şampiyon olan var mı, yok. Galatasaray ile beraber aynı durumdayız yani. O zaman yani bunu lig şampiyonluğuyla ölçüp yani başarısız demek yanlış. Kayseri Stadı yapıldı, Rize yapılıyor, efendim Antalya yapmak istiyor, Beşiktaş yapmak istiyor, niye yapmak istiyorlar? Bu örnekten yola çıkarak yapmak istiyorlar. Statlarda değişim de oldu yani, yani yalnız tribünler yapılmadı. İnsan gibi geliyorsunuz, size bir değer veriliyor, orada oturuyorsunuz ailenizle çoluk çocuğunuzla maçlarınızı seyrediyorsunuz ve ondan sonra da ayrılıp gidiyorsunuz. UEFA maçının oynandığı gece stadın güzelliğini herhalde gördünüz. İnsanlar tabiki yorulabilirler ama yorulduktan sonra yenilenme hadisesi var, yenilendik. Hırslanma yok, yani hırslanma şu; yapma hırslanması var. Bunları yapacağıma inanmasam zaten soyunmam bu işe, girmem yani. Benim geçmişime bakarsanız ne söylemişsem yapmışım. 3 yıl şampiyon olacağız diyoruz, bunun için ne gerekiyorsa yapacağız, gerekenleri de biliyorum yani. Artık bu işin içinde tecrübe ve her noktada ben varım. Bazı söylemek benim için daha kolay, yani yapamayacağım şeyi söyleyemem, çünkü yapıma ters olur ama her şey kontrolümüzde. Bazen o kontrolü tutarsınız, çünkü o zaman işin içinde olmanız lazım. Ben bu 1.5 sene fazla işin içinde değildim, dışarıda durmaya çalışıyordum. Başkanlara sorumluluğu veriyorsunuz, sen sorumlusun, her türlü şeyi söylüyorsunuz ama başkanın o sorumluluğu gereği yapması gereken örnek soyunma odasına girmesini tenkit ediyorsunuz, suçluyorsunuz, böyle bir şey olamaz. Sorumluysam her şeyi yapabilmeliyim, sorumlu değilsem eğer bundan dolayı bana suç bulunmamalı. Ben bu sorumluluğu tekrar alıyorum, her türlü noktada alacağımı beyan ediyorum, söylüyorum. Yeni dönemde bunları yine yapacağım, yani yazılıp çizilmesi fazla da enterese etmiyor. Yani yazabilirler, çizebilirler şimdiden bak çıktı böyle söyledi diyebilirler yani."



"YÜRÜYEREK ŞAMPİYON OLMAMIZ LAZIMDI"


"Biz Zico ile bittikten sonra oturduk masaya. Zico'yu kim tanıyordu Türkiye'de, antrenör olarak kim tanıyordu, yani futbolcu olarak herkes dünyanın bir numaralı ismi. Kim tanıyordu antrenör olarak? Ben gittim getirdim ne dediler, bu dediler stajyer, hiçbir şey anlamıyor. Çeyrek final oynadık, şampiyon olduk. Hatta ilk geldiği zaman burada Dinamo Kiev'e elendik, elendiğimiz gece kıyametler koptu her taraftan, tribünlerden oradan buradan her yerden sesler çıktı ama devam etti. Bugün yollayabilirdik yani baksaydık, geniş ufuklu bakmasaydık. O gün bile başkası olsa gönderebilrdi biz devam ettik ama sonunda 100. yılı şampiyonluğu oldu ve çeyrek final oynadık. Ertesi sene gitmesi o çeyrek final oynama bir rahatlık getirdi. Yani Türkiye ligini düşünmedi, bıraktı. Aslında Türkiye liginde belki de en kolay şampiyon olacağımız yıllardan biriydi, söyledik yani onu da yürüyerek şampiyon olmamız lazımdı. Sonra oturduk kardeşiyle nahoş bir hadise yaşadık. Sonra yanlış yaptıklarını ifade ettiler ama hep bir soru olarak kaldı. Oturduk masada konuşmalar yaptık, o da istiyordu bizde istiyorduk devam etsin diye ama masaya oturduğumuzda anlaşamadık. Parasal olarak çok büyük rakamlara çıktı ve bir de kardeşinin problemlerinden dolayı ikisi birarada. Yani birinden vazgeçselerdi yine çözüm yapacaktık ama olmayınca da anlaşamadık gönderdik. Daum iki sene şampiyon yaptı, üçüncü sene o kadar emindi ki Denizli'ye gitmeden önce. Bizden önce kendi geleceğiyle ilgili yani daha yüksek ücretler alma veya şunlar bunlarla ilgili röportajlar bile yapmıştı. Kötü olunca röportajlar çıkınca bu sefer tabi kendisi kendini yolcu etmiş oldu, kendisi ayrılmış oldu biz değil. Çünkü vermiş olduğu beyanlarla, kendi hazırladı yani. Biz dünya futboluyla baş edeceksek, onlarla bir yere geleceksek. zaten en büyük sorun da bu.

FIFA'da bunlar tartışılıyor. Biz Platini ile oturduk bunları konuştuk, anlattık. Şampiyonlar Ligi'ne gidiyorsun, sen Fenerbahçe olarak veya bizim kulüplerden bir tanesi gittiği zaman tek takım gittiğiniz zaman 15 milyon euroya yakın elinize gelir geçiyor. Halbuki bunun karşılığında 4 takımlı İngiltere'den, 4 takımlı İspanya'dan 1 takım geldiği zaman 35-40 milyon Euro para geçiyor her birinin. Siz bir de 2 takım katıldığınız zaman o yayın gelirleri az gelirlerinden dolayı bu ikiye bölünüyor ve yani bu daha azalıyor. Şampiyonlar Ligi'ndeki bu sistemden dolayı küçük takımların kazanma, puan alma şeyi ortadan kalkıyor. Bunların düzeltilmesi gerektiğini biz vurguladık sayın Platini'ye anlattık. Onlar da sıcak bakıyorlar, bir değişim içindeler, bir şeyler yapmak istiyorlar. Zaten bu UEFA'yı kaldırıp Şampiyonlar Ligi'nin yanına Avrupa Ligi'ni koyma nedenleri de o yani. Şimdi biz bütçemiz 235, bunun içerisinde diyelim ki 150 milyon doları futbola gidiyor, geçen sene 110 milyon euro bizim futbolla ilgili bütçemiz ama öbür tarafta bakıyorsunuz Avrupa'nın en düşüğü Lyon'un 250 milyon euro. Şimdi biz bu rakamları oraya götürmeliyiz ki kaliteli oyuncular alabilelim. Yani biraz da hepimiz hayal ediyoruz yani. Basın buradan konuşuyor, işte dünya devleriyle baş etmek için, bunu çok samimi söylüyorum, kendi kendimizi kandırmaya çalışıyoruz. Önce biz bu ekonomik gücü yakalamalıyız. Oralara gelebilmeliyiz ki onların alabildiği oyuncuları bizde alalım, yani getirebilelim buraya. Geliyor, senede bir tane geliyor, 3 senede bir tane geliyor. 3 tane Anelka'yı koyabiliyor muyuz, 3 tane Ortega koyabiliyor muyuz? 3 tane Hoijdonk koyabiliyor muyuz, yani bütün mesele bu. Yani her sene bunları 3 tane koyabilsek, yani o yerlere gelebilsek o zaman Avrupa'da zaten sorun kalmayacak."
Kaynak: DHA
Haber metni fontunu küçültmek için tıklayın Haber metni fontunu büyültmek için tıklayın

Yorumları okumak veya yazmak için üye girişi yapmanız gerekmektedir.

Bizi Takip Edin :
SuperFb google+ SuperFb Twitter SuperFb Facebook Page SuperFB RSS SuperFb İphone SuperFb Mobil

Diğer Haberler En çok yorumlanan haberler
Fenerbahçe Anket
Takımımızın 2011-2012 sezonunda sergilediği performanstan mutlu musunuz?
Multimedya
Duvar Kağıdı
Takvim
E-Kart
  
Bu Sezon
Puan Durumu
Takım Karşılaştır
İç Saha Puan Durumu
Dış Saha Puan Durumu
Son maçlara göre performans
Maçlar
Kulüp
Tarihçe
Şampiyon Yıllar ve Kadrolar
Başkanlar
Kupalar
Yönetim
Takım
Teknik Kadro
Efsaneler
Mobil
Taraftarın Sesi
Fenerbahçe Haberleri
Yazarlar: Tolga Orhun
TV'de Bugün
Fenerbahçe Test
Üye Ol
Bize Ulaşın
Künye
SporxMaç Odası
Sporx TVRusya Ligi
Canlı AnlatımBasketbol
Canlı SonuçlarTenis
Fantezi FutbolYazarlar